Ana Sayfa Kültür Sanat Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’i Anma Programı’na katıldı

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek’i Anma Programı’na katıldı

24
0
- Reklam -

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Necip Fazıl Kısakürek’i Anma Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfınca, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen Zindandan Mehmed’e Mektup Sergisi’nin açılış töreni ile “Reis Bey” tiyatrosunun gösteriminde yaptığı konuşmada, yaklaşık 39 yıl önce dar-ül bekaya uğurladıkları fikir, dava ve aksiyon insanı üstat Necip Fazıl Kısakürek’i rahmetle, şükranla yâd ettiğini söyledi.

- Reklam -

Gerek biraz önce gezdiği sergiyle gerek diğer etkinliklerle üstadı layıkıyla yâd edecekleri bu programın düzenlenmesinde emeği geçen Mehmet, Osman, Şeyma ve Emrah Kısakürek başta olmak üzere herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihin ve teknolojinin bir araya getirildiği bu programdaki etkinlikler, üstadın maziden atiye kurduğu köprüye yaraşır bir tablo ortaya çıkarıyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki anma programının ana temasını, üstadın özellikle Toptaşı Cezaevi’nde yazdığı “Zindandan Mehmet’e Mektup” şiirinin oluşturduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Önümüzdeki yılın programı da inşallah ‘Sakarya’ şiiri etrafında şekillenecektir. Vefat günü olan 26 Mayıs’ta ikindi namazını müteakip Ayasofya Camii’nde hatim duası yapılacak. Üstat verdiği bir konferansta Ayasofya için şöyle diyordu; ‘Ayasofya açılacak. Hem de öylesine açılacak ki kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak. Öylesine açılacak ki bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek.’ Evet, hamdolsun Ayasofya tam da üstadın dediği şekilde açıldı. Kendisinin ardından okunan hatmin duasının orada yapılacak olması da manevi Kurtuluş Savaşı’nın bütün meselelerinin çıktığı yer diye tarif ettiği bu ulu mabedin asli misyonuna dönüşünün işaretidir. Allah’a hamdolsun.”

Necip Fazıl Kısakürek denilince akla önce onun şairliğinin geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendisi herhangi bir şair olmanın ötesinde şairlerin sultanıydı. Bunun yanında emsalsiz bir hatipti. Evlere, kahvehanelere, konferans salonlarına, kürsülere sığmayan bir mücadelenin yılmaz öncüsüydü. Büyük Doğu’nun usta muharriri, büyük mütefekkiri, mukaddes emanetin dönmez dava eriydi. Mutlak hakikati ararken gösterdiği merakı, cesareti, gayreti ve azmi ile yaşadığı zamanın karanlıklarını aydınlatan kameriydi. Mazi ile köprülerin atıldığı, irtibatın koparıldığı bir zamanda kitapları, makaleleri, piyesleri ve hitabetiyle kabalıkların ve kalabalıkların karşısına çıkmıştı. İnsanların gönül tellerini titreten, kitleleri peşinden sürükleyen yazıları ve sözleriyle aralarında bizim de bulunduğumuz nice nesillerin hayatını etkilemiştir. Hiç unutamıyorum. Bir gün hâkimin, ‘Artık senden bıktık. Ne zaman karşımızda olmayacaksın?’ denilince aldığı cevap çok manidardır. ‘Siz burada hancı, ben de bu davada yolcu oldukça ben bu hana daha çok uğrarım’ ifadesidir. Mesele hancı-yolcu meselesi. Biz de bu dünyada yolcu değil miyiz? Yolcuyuz ve bu handan geçerken bırakacağımız eserler çok önemli.”

Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bütün dâhiler gibi anlaşılması ve anlatılması son derece zor bir sanatkâr olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onun zekâsı ve muhayyilesi, fikrin dehlizlerinde öyle bir deveran ederdi ki ardından yetişmek mümkün değildi. Kendi iç dünyasında kurduğu o girift dengelere, çözdüğü müşkül bilmecelere ve yaşadığı derin ıstıraplara ancak kaleme ve kelama döktüğü kadarıyla muttali olabiliriz”

Kısakürek’in, edebiyatın bütün sahalarında eserler vermiş olmakla birlikte tarih alanında yazdıklarının geç kalmış bir hesaplaşmanın vasıtası olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Silinmiş, unutturulmuş, çarpıtılmış hatta ters yüz edilmiş bir tarihi asli hâline döndürmek gibi çetin bir vazifeye talip olmuştu. Osmanlı ile Cumhuriyet Türkiyesi’yle, tek parti dönemiyle, toplumla ve siyasetle ilgili hakikatleri korkusuzca dile getirdi. Önünde hayatını dilediği gibi yaşayabileceği imkânı olduğu halde o, zorluğu, meşakkati, çileyi seçti. Davası uğruna bedel ödemekten hiç kaçmadı. Yaşadığı onca mağduriyete ve mahkûmiyete rağmen ‘Umudun, kurtuluşun, diriliş ruhunun kaynağı Türkiye’dir.’ demekten bir an olsun geri durmadı. Şerefi, izzeti, güzeli ve estetiği dışarıda arayanlara daima vatan coğrafyasını, tohum hâlinde bir çekirdek olarak gördüğü Anadolu’yu ve tarihimizi işaret etti.

- Reklam -
Önceki İçerikEmine Erdoğan, “İntegratif ve Anadolu Tıbbı Kongresi”ne katıldı
Sonraki İçerikCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize-Artvin Havalimanı Açılış Töreni’ne katıldı